Evim dediğim yer neresi?
Çoğu zaman, özellikle de yirmili yaşlarımın başlarında yurtta kalırken sürekli "evim neresi ?" gibi bir duygu içerisine kapılıyordum, bu soruya cevap bulamıyordum. Yurt sadece kaldığım bir çok insanla paylaştığım bir yerdi ve zorunluluktan dolayı kalıyordum, aile evim ise çok az zamanımın geçtiği ve ait hissetmediğim bir yerdi. Aradan zaman geçti, ilk defa öğrenci evine arkadaşlarımla çıktım, o zaman evim diyebileceğim, adresimin olduğu bir yer vardı, tam olarak "ailt" hissedemesemde bir çok anım (bazıları çok değerli) oldu, evet artık evim diyebileceğim bir yer vardı, sanırım?
Ardından covid ve sonrası evi kapattık, tekrar evsiz kalmış gibiydim ki bir süre bir arkadaşımda kalıp ilk defa tek başıma kiraya çıkıp evim diyebileceğim bir yer bulmuştum, sonunda konumunu kendim seçtiğim, her şeyini kendimin yaptığı ilk evime çıkmıştım, yine değerli anılar ile sanırım evim dediği bir yer oldu. Ardından zaman istanbulu terketmeye geldi, evim sandığım yeri tekrar terk etmek zorunda kaldım (gerçek bir zorunluluk değil, seçimdi) Ardından izmir. Tüm sevdiğim insanları İstanbulda bırakarak, ailemi ve anılarımı bir nevi arkada bırakarak yeni bir şehre ev demeye başladım, bir seneyi bir dört duvar arasında, ardından da dört yıllık izmir sürecinin çoğunu tek bir evde geçirdim, dört duvarda olsa iyi kötü hatırlayamacağım kadar anıyı biriktirerek gerçekten evim gibi hissettiğim bir yer edindiğimi sanıyordum. Sanıyordum tabi çünkü hikaye burada bitmiyor, bu konuyu tekrar aklıma getiren şey Antalyada çadırda kalırken ve Antalyaya taşınmayı düşünürken İzmirin benim için artık bir ev olmadığını düşünmeye başlamamdı, evet evim aynıydı ve duruyordu ama manasının bir kısmını kaybetmişti.
Şimdi gebzeye tekrar gelmişken tekrar düşünüyorum ki, uzun süre bir yerde yaşamak ve alışmak, bu alışkanlığın o dört duvarı "ev" yaptığını düşünmeme sebep olmuştu, yine bir süre evsiz gibi hissettiğim bir sürenin ardından ilk defa evim dediğim yere, ailemin, doğup büyüdüğüm evdeyim ve anlıyorum ki evim demem gereken tek bir yer olmasına gerek yok, oraya geri dönmek, o suratları görmeyi istemek, görünce gülümseyebildiğin insanlar ve yerler olması, o bahardan açan pembe çiçekli ağacı görmeyi istemekmiş.
Antalyaya daha doğrusu geyikbayırına evim diyebilir miyim diye geldiğim o küçük kaçamak, bu güzel manzaralara bakarken bu duyguları oluşturdu, evet geyikte görmek istediğim bir sürü kişi var, oraya da rahatça evim diyebilirim, artık bir evim yok gibi hissetmek yerine, türkiyenin her yerinde, farklı şehirlerinde bir sürü evim var (ve biri de yurt dışında hiç görmediğim bir yerde), evet bazı evlerim değerini kaybetti ama diğerlerini tekrar görmek için içimdeki heyecan hala alevini koruyor
ve evet bu çadır yeride evlerimden biri
Yorumlar
Yorum Gönder